C Vitamini

C vitamini sadece bir vitamin olmanın ötesinde antioksidan, anti enflamatuar, anti kanser ve epigenetik rolü olan bir mololeküldür. C vitamininin önemi, eski tarihlerde uzun gemi yolculuklarında sebze ve meyve yemeyen kişilerde skorbüt isimli hastalığın ortaya çıkarak insanların ölümüne sebebiyet vermesiyle ortaya çıkmıştır.

C vitamini, diyetteki 100 mg/gün doza kadar bağırsaklardan tamamen emilir. Ağızdan 200 mg/gün’den fazla alınınca emilimi de azalır ve idrarla atılımı artmaya başlar. Günde 1000 mg’dan fazla dozlarda yarısından azı ancak emilir. Fazlası idrarla atılır. Ancak C vitamini damar yolundan verilince çok yüksek plazma konsantrasyonlarına ulaşılır. Bu nedenle yüksek doz C vitamini IV (intravenöz) damar içi uygulaması şiddetli enfeksiyon (sepsis), yanık, kritik yoğun bakım hastaları ve kanser tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. C vitamini idrarla oksalik asit atılımını artırarak taş oluşturma riski olmasına rağmen yüksek doz C vitamini tedavisiyle böbrek taşı olmamıştır.

Vücutta tüm dokularda bulunsa da, konsantrasyon olarak en fazla adrenal bezde ve hipofiz bezinde bulunur (30 mg-50 mg/100 g). Bu bezlerde hormon yapımında önemli görevi vardır. Daha sonra karaciğer, dalak, göz lensleri, pankreas, böbrek ve beyinde bulunur (10-30 mg/100 gram). Karaciğer, büyüklüğü nedeniyle C vitaminin en fazla depolandığı yerdir.

Takip edilen ,,,,,,,