Önceleri Vitamin Olduğu Sanılan Besin Destekleri

F Vitamini

F vitamini aslında vitamin olarak kabul edilmez. Vücutta yapılmayan ve besinlerle alınması gereken doymamış yağ asitlerine (linoleik asit, alfa-liolenik asit ve araşidonik asit) F vitamini de denmektedir.

1923’te iki esansiyal yağ asidi’ (EYA) keşfedildiğinde, bunlar Vitamin F’ olarak adlandırıldı. Bunlar alfa-linolenik asit (bir omega-3 yağ asidi) ve linoleik asittir (bir omega-6 yağ asidi). Ancak 1929’da yapılan araştırmalar bu iki EYA’nın vitamin yerine yağ olarak sınıflandırılması gerektiğini gösterdi.

Bu bitkisel, yağda çözünen ve vücutta bir miktar depolanabilen bir vitamindir. Bu nedenle yiyeceklerle düzenli bir şekilde almak gerekli değildir.

Vitamin F ısıya ve ışığa duyarlıdır, bu nedenle kalitesini korumak için F içeren yiyecekler güneş ışığından korunmalı ve taze olarak veya kısa bir süre pişirildikten sonra hemen tüketilmelidir.

Cildin su tutmasının ve gerginliğinin F vitaminiyle ilgili olduğu gösterilmiştir. Cilt kremlerinde eğer fosfolipid türü yağlar ve vitamin F varsa, anti aging (yaşlılığı önleyici) etki gösterirler. Bu yağ asitlerinin hücrelerin iyi çalışması, kolesterolün düşürülmesi, bazı hormonların yapılması, oksijenin verimli kullanılması, salgı bezlerinin iyi çalışması ve kan basıncının düzenlenmesinde önemli rolleri vardır.

Omega yağ asitlerinin saçların parlaklık kazanması ve cildin iyi durumda olmasında önemli rolleri vardır. Bağışıklık sistemi dediğimiz, vücudun direncinin artırılmasında da faydalıdır. Saç kaybı ve egzama tedavisinde de kullanılmaktadır. ‘Evening primrose oil’ isimli ilaçta, üzüm çekirdeği ekstresinde, ketentohumu yağında, ceviz veya badem yağında, ayçiçeği ve soya yağında bu yağ asitleri vardır.

Günlük alınması gereken vitamin F dozu henüz tanımlanmamıştır. F vitamini eksikliği çok nadirdir; bununla birlikte, eksikliğinde çocukları etkileyebilir, kuru bir cilde ve ciltte döküntülere neden olabilir. Fazla miktarda F vitamini alımında toksik izlenmez.

Takip edilen ,,,,,,,